Skip to main content

Rinosinuzit Nedir? Tanim, Sinuzitten Farki ve Siniflandirma | Nasodren

Rinosinüzit Nedir?

Rinosinüzit, paranazal sinüslerin iç yüzeyini kaplayan mukoza ile burun boşluğunun (nazal kavite) mukozasının eş zamanlı iltihaplanmasıdır. Halk arasında yaygın olarak “sinüzit” adıyla bilinen bu rahatsızlık, kulak burun boğaz (KBB) uzmanları ve uluslararası kılavuzlar tarafından artık rinosinüzit terimi ile tanımlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre rinosinüzit, dünya genelinde yılda 6-7 kişiden birini etkileyen ve ABD’de yalnızca doğrudan sağlık harcamalarında 3,4 milyar dolar yıllık ekonomik yük oluşturan yaygın bir üst solunum yolu hastalığıdır.

Rinosinüzit; terminoloji, patofizyoloji, sınıflandırma, belirtiler, tanı ve tedavi olmak üzere 6 temel başlık altında incelenir. Avrupa Kulak Burun Boğaz Derneği’nin EPOS 2020 (European Position Paper on Rhinosinusitis and Nasal Polyps) kılavuzu, rinosinüzit tanı ve tedavisinde uluslararası referans standart olarak kabul görmektedir. Bitkisel bazlı nazal formülasyon olan Nasodren, paranazal sinüs ve nazal kavitedeki koyu mukusu sökerek drenajı destekleyen ve rinosinüzit semptomlarını hafifleten tıbbi siklamen (Cyclamen europaeum) ekstresi içerir.

Rinosinüzit ile Sinüzit Arasındaki Fark Nedir?

Rinosinüzit, sinüzit ile karşılaştırıldığında daha kapsamlı bir klinik tanımı ifade eder; sinüzit yalnızca paranazal sinüs mukozasının iltihabını tanımlarken rinosinüzit bu iltihabın nazal mukozayı da kapsadığını belirtir. Prof. Dr. Ömer Taşkın Yücel’in KBB uzmanı perspektifine göre burun ve sinüslerin mukozası embriyolojik ve anatomik olarak devamlılık gösterdiğinden, sinüslerin iltihaplanması neredeyse daima nazal mukoza iltihabıyla birlikte seyretmektedir. Bu anatomik gerçek, tıp dünyasının “sinüzit” yerine “rinosinüzit” terimini benimsemesinin temel gerekçesini oluşturmaktadır.

Aşağıdaki tablo üç terimin klinik kapsamını karşılaştırmaktadır:

TerimEtkilenen YapıKlinik Kullanım
RinitYalnızca burun (nazal) mukozası; sinüs tutulumu yokAlerjik nezle, viral nezle
SinüzitYalnızca paranazal sinüs mukozası (dar tanım)Eski klinik terminoloji
RinosinüzitParanazal sinüsler + nazal kavite mukozası (geniş, doğru tanım)EPOS 2020 — güncel standart

EPOS 2012 ve 2020 kılavuzları, “rinosinüzit” terimini uluslararası standart olarak kabul etmiştir. Bu kılavuzlar, sinüzit ile birlikte seyreden nazal mukoza iltihabının ayrı bir klinik varlık olmadığını, aksine hastalığın ayrılmaz bir bileşeni olduğunu ortaya koymaktadır. 

Rinosinüzit Neden Olur? Patofizyoloji

Rinosinüzit, 5 aşamalı bir patomekanizma zinciri sonucunda gelişir: viral üst solunum yolu enfeksiyonu, nazal mukoza ödemi, ostiomeatal kompleks tıkanması, mukosiliyer klirensin bozulması ve sinüste mukus birikimi. Bu zincirin kilit halkası ostiomeatal komplekstir; bu bölgede oluşan tıkanma, sinüs drenajını engelleyerek bakteri ve diğer patojenler için uygun ortam hazırlar.

  1. Tetikleyici: Viral ÜSYE (rinovirüsler %80+, influenza, parainfluenza virüsleri) nazal mukozayı iltihaplandırır ve ödem oluşturur
  2. Ostiomeatal kompleks tıkanması: Mukozal ödem, paranazal sinüslerin buruna açıldığı dar kanalları (ostiumları) tıkar
  3. Mukus birikimi: Mukosiliyer klirensin bozulması ile sinüs içinde mukus birikimi başlar; oksijen azalır
  4. Bakteriyel zemin: Hipoksik ve mukus dolu sinüs ortamı, Streptococcus pneumoniae ve Haemophilus influenzae gibi bakteriler için üreme alanı oluşturur
  5. Rinosinüzit tablosu: Sinüs ve nazal kavite mukozasının eş zamanlı iltihaplanması ile tam rinosinüzit tablosu gelişir

Rinosinüzit gelişiminde rol oynayan risk faktörleri, EPOS 2020 kılavuzunda 4 ana başlıkta sınıflandırılmaktadır: anatomik faktörler (septal deviasyon, nazal polip, konka hipertrofisi), immünolojik faktörler (bağışıklık yetmezliği, uzun süreli kortikosteroid kullanımı), çevresel faktörler (sigara dumanı, hava kirliliği, atmosferik basınç değişimleri) ve sistemik hastalıklar (astım, alerjik rinit, kistik fibrozis, primer siliyer diskinezi). 

Rinosinüzit Türleri Nelerdir?

Rinosinüzit, EPOS 2020 kriterlerine göre süresine ve etkenine göre 2 eksende sınıflandırılır: süresine göre akut, subakut, kronik ve rekürren; etkenine göre viral, bakteriyel ve mantar kaynaklı. Bu sınıflandırma, tedavi yaklaşımını ve antibiyotik kullanım kararını doğrudan belirler.

TürSüreEtkenTemel Özellik
Akut Viral (AVRS)<10 günRinovirüs, influenzaKendini sınırlar; antibiyotik gerekmez
Akut Bakteriyel (ABRS)>10 gün / double worseningS. pneumoniae, H. influenzaeAntibiyotik endikasyonu var
Subakut4–12 haftaBakteriyel/viralAkut-kronik geçiş formu
Kronik (KRS)>12 haftaBakteriyel, alerjik, polipEPOS endoskopik/BT kriteri gerekir
Rekürren AkutYılda ≥4 atakViral/bakteriyelHer atak <7 günde başlar, ataklar arası tam iyileşme

Akut Viral Rinosinüzit (AVRS)

Akut viral rinosinüzit, semptomların 10 günden kısa sürdüğü ve büyük çoğunluğu tedavisiz iyileşen rinosinüzit formudur. Etkenler arasında rinovirüsler %80’in üzerinde pay almakta; influenza ve parainfluenza virüsleri geri kalanı oluşturmaktadır. Semptomlar genellikle 3-4. günde zirveye ulaşıp kendiliğinden gerilemeye başlar.

AVRS tedavisinde antibiyotik kullanımı endike değildir; gereksiz antibiyotik reçetelenmesi hem direnç geliştirme riskini artırır hem de terapötik fayda sağlamaz. Salin irrigasyon, topikal dekonjestan ve ağrı kesici ile semptomatik destek yeterlidir.

Akut Bakteriyel Rinosinüzit (ABRS)

Akut bakteriyel rinosinüzit, semptomların 10 günden uzun sürdüğü veya “double worsening” (çift fazlı kötüleşme) gösteren bakteriyel kaynaklı rinosinüzit formudur. “Double worsening”, bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında hafifleyen semptomların 5-7. günde yeniden şiddetlenmesi durumunu tanımlar ve bakteriyel süperenfeksiyonun klinik göstergesi olarak kabul edilir.

ABRS’nin 3 temel bakteriyel etkeni Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis’tir. Amerika Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (IDSA) 2012 kılavuzu 3 durumda antibiyotik başlanmasını önermektedir:

  • Kriter 1: Herhangi bir klinik iyileşme olmaksızın 10 günden uzun süren semptomlar
  • Kriter 2: Ateş >39°C + şiddetli yüz ağrısı + pürülan akıntı ile birlikte 3-4 gün süren ağır semptomlar
  • Kriter 3: Başlangıçta iyileşme sonrası semptomların yeniden kötüleşmesi (double worsening)

Amoksisilin, ABRS tedavisinde ilk tercih antibiyotiktir. Beta-laktam direncinin görüldüğü vakalarda amoksisilin-klavulanik asit, sefuroksim veya respiratuvar florokinolonlara geçilir. Antibiyotik süresi 10-14 gündür.

Kronik Rinosinüzit (KRS)

Kronik rinosinüzit, EPOS 2020 tanımına göre ≥2 semptomun (burun tıkanıklığı/akıntısı, yüzde basınç/ağrı, koku bozukluğu) 12 haftadan uzun sürmesi ve bu tablonun endoskopik veya BT bulgusuyla desteklenmesi durumudur. Semptomların tek başına 12 haftayı geçmesi kronik rinosinüzit tanısı için yeterli değildir; mutlaka objektif endoskopik ya da radyolojik bulguyla desteklenmelidir.

KRS, histopatolojik yapısına göre 2 fenotipe ayrılır:

  • Polipsiz KRS (KRSsNP): mukozal kalınlaşma ve nötrofil ağırlıklı inflamasyon baskındır; daha sık görülür
  • Polipli KRS (KRSsNP): nazal polip varlığı + eozinofili baskındır; alerjik ve astımlı hastalarda daha yaygındır

Tedavi edilmeyen kronik rinosinüzitte uzun süreli mukozal inflamasyon, nazal polip oluşumuna neden olabilir. İlerleyen poliposis, burun boşluğunu tamamen kapatarak koku kaybı ve kronik nefes alma güçlüğüne yol açar. 

Rinosinüzit Belirtileri Nelerdir?

Rinosinüzit tanısı için EPOS 2020 kriterleri, ≥2 semptomun varlığını gerektirir; bu semptomlardan birinin mutlaka burun tıkanıklığı veya burun akıntısı olması zorunludur. Belirtiler akut ve kronik formda farklı profil sergiler: akut rinosinüzitte ağrı ve ateş ön plandayken kronik rinosinüzitte tıkanıklık ve koku bozukluğu baskın seyretmektedir.

Majör (tanı koydurucu) 4 belirti:

  • Burun tıkanıklığı: Burun tıkanıklığı/konjesyon — hem anterior hem posterior nazal pasajı etkiler
  • Burun akıntısı: Burun akıntısı (pürülan anterior akıntı veya postnazal/geniz akıntısı)
  • Yüz ağrısı/basıncı: Yüzde ağrı, basınç veya dolgunluk hissi — öne eğilince artar
  • Koku bozukluğu: Koku alma bozukluğu (hiposmia/anosmia) — özellikle kronik formda diagnostik değer taşır

Minör (destekleyici) belirtiler:

  • Baş ağrısı, kulak dolgunluğu, üst diş ağrısı (maksiler sinüs kökenli), öksürük (özellikle gece), ateş ve halsizlik

Pürülan burun akıntısı tek başına bakteriyel rinosinüzit tanısı için güvenilir bir gösterge değildir; viral rinosinüzitte de pürülan akıntı görülebilir. Akut rinosinüzitte VAS (Visual Analogue Scale) semptom şiddet skoru 0-10 üzerinden değerlendirilir: 0-3 hafif, 4-7 orta, 8-10 şiddetli vaka olarak sınıflandırılır.

Rinosinüzit Tanısı Nasıl Konulur?

Rinosinüzit tanısı, semptom süresi ve şiddetinin klinik değerlendirmesi ile başlar; kronik vakalarda nazal endoskopi veya paranazal sinüs BT ile kesinleştirilir. Akut rinosinüzit vakalarında rutin görüntüleme EPOS 2020 kılavuzu tarafından önerilmemektedir; klinik bulgular tanı için yeterlidir.

  1. Klinik değerlendirme: KBB uzmanı muayenesi ile semptom süresi, şiddeti (VAS skoru 0-10) ve başlangıç profili değerlendirilir
  2. Nazal endoskopi: Nazal endoskopi ile sinüs açıklıkları, mukozal ödem, pürülan akıntı ve polip varlığı doğrudan görüntülenir
  3. Paranazal sinüs BT: Kronik rinosinüzit ve cerrahi planlama gereken vakalarda paranazal sinüs BT altın standart tanı yöntemidir; 3-4 mm kesit aralığında çekilir
  4. MR görüntüleme: İntrakraniyal yayılım şüphesinde MR görüntüleme tercih edilir; kemik dokuyu değerlendirmede BT’ye göre yetersiz kaldığından birincil tanıda kullanılmaz
  5. Kültür ve aspirasyon: Antibiyotiğe dirençli vakalarda kültür için sinüs aspirasyonu uygulanabilir; rutin ABRS tanısında altın standart olmasına karşın klinik pratikte sık tercih edilmez
Tanı YöntemiNe Zaman?Klinik Önemi
Klinik değerlendirmeHer vakadaAVRS ve hafif ABRS’de yeterli
Nazal endoskopiOrta-ağır ve kronik vakalardaPolip, ostiomeatal patoloji tespiti
Paranazal sinüs BTKronik vaka ve cerrahi öncesiCerrahi planlamanın altın standardı
MRİntrakraniyal komplikasyon şüphesiYumuşak doku tutulumu

Alerjik rinosinüzit şüphesinde deri prick testi ve spesifik IgE ölçümü ile alerjen tespiti yapılır. 

Rinosinüzit Tedavisi Nasıl Yapılır?

Rinosinüzit tedavisi, hastalığın türüne göre 3 kademeli bir piramit izler: akut viral formda semptomatik destek, akut bakteriyel formda antibiyotik ve destekleyici tedavi, kronik formda uzun süreli medikal tedavi ve gerektiğinde cerrahi müdahale. Viral rinosinüzit vakalarında antibiyotik kullanmak hem etkisizdir hem de antimikrobiyal direnç gelişimine katkıda bulunur.

Akut Viral Rinosinüzit Tedavisi

Akut viral rinosinüzit tedavisi antibiyotiksiz semptomatik yaklaşıma dayanır ve 4 temel ajan kullanılır: salin irrigasyon, topikal dekonjestan, NSAİ ve mukolitik. Tedavinin temel hedefi hasta konforunu sağlamaktır; semptomatik tedavinin hastalığın iyileşme süresini kısalttığı klinik çalışmalarla kanıtlanmamıştır.

  • Steril izotonik/hipertonik salin irrigasyonu: durgun sekresyonları ve enfekte debrileri temizler; mukosiliyer klirensi artırır; günde 1-2 kez uygulanır
  • Topikal dekonjestanlar (oksimetazolin, ksilometazolin): 3-5 günü aşmamalı; uzun süreli kullanım rinitis medikamentoza (rebound tıkanıklık) riskine yol açar
  • Parasetamol / ibuprofen: ağrı ve ateş kontrolü; NSAİ’ler tercihli; opioid analjezikler önerilmez
  • Mukolitik ajanlar (guaifenesin): mukus viskozitesini azaltarak drenajı kolaylaştırır; AVRS’de destekleyici olarak kullanılır

Bitkisel bazlı Nasodren, salin irrigasyona tamamlayıcı doğal bir destek seçeneği olarak kullanılabilir; Cyclamen europaeum ekstresi paranazal sinüslerdeki koyu mukusu sökerek drenajı artırır.

Kronik Rinosinüzit Tedavisi

Kronik rinosinüzit tedavisi, altta yatan nedene göre planlanır ve birinci basamakta nazal kortikosteroid spreyler ile düzenli salin irrigasyondan oluşur. Tedaviye yanıt alınamayan vakalarda FESS (Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi) uygulanır.

  • Nazal kortikosteroid spreyler: birinci basamak ilaç; burun poliplerini küçültür; uzun süreli kullanım güvenlidir
  • Uzun süreli düşük doz makrolid antibiyotik: anti-inflamatuvar etkisi nedeniyle özellikle polipsiz KRS’de kullanılır
  • Alerji imunoterapisi: alerjik zeminde gelişen KRS’de tetikleyiciyi ortadan kaldırır
  • Düzenli salin irrigasyon: mukus drenajını sürekli destekler; kalıcı burun bakımının temel bileşenidir
  • FESS (Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi): sinüs ostiumlarını genişletir; polipleri çıkarır; medikal tedaviye dirençli vakalarda endikedir

Nasodren ile Rinosinüzit Tedavisi

Nasodren, tıbbi siklamen bitkisinin (Cyclamen europaeum) kök ekstresi ile üretilen ve paranazal sinüslerdeki koyu mukusu sökerek sinüs drenajını artıran bitkisel bazlı bir nazal jel formülasyonudur. Nasodren, hem akut viral rinosinüzit hem de kronik rinosinüzit semptomlarının yönetiminde destekleyici bitkisel tedavi olarak kullanılır.

Nasodren’in rinosinüzit tedavisindeki klinik yararları şunlardır:

  • Paranazal sinüslerde biriken koyu, viskoz mukus sökülerek akışkanlığı artar
  • Sinüs ostiumlarındaki basınç ve dolgunluk hissi azalır
  • Tıkalı burun ile nefes alma düzelmeye başlar
  • Sinüs basıncı kaynaklı baş ağrısı hafiflemeye başlar
  • Kortikosteroid, antibiyotik veya dekonjestan içermez — ilaç kullanımını azaltmak isteyen bireyler için doğal bir seçenektir

Rinosinüzit ve Rinit Arasındaki Fark Nedir?

Rinit, yalnızca nazal mukozanın iltihaplanmasıdır ve sinüs tutulumu içermezken; rinosinüzit hem nazal mukozayı hem de paranazal sinüsleri etkileyen daha geniş kapsamlı bir inflamasyon tablosudur. Rinit tek başına varlığını sürdürebilse de kontrol edilmeyen alerjik rinit, sinüs ostiumlarını kapatan mukozal ödem yoluyla rinosinüzite dönüşebilir.

ÖzellikRinitRinosinüzit
Etkilenen yapıYalnızca nazal mukozaNazal mukoza + paranazal sinüsler
Yüz ağrısı/basıncıYokVar (majör tanı kriteri)
Koku bozukluğuHafif / yokBelirgin (özellikle KRS’de)
Tedavi yaklaşımıAntihistaminik, nazal steroidSalin irrigasyon, nazal steroid, antibiyotik (ABRS), FESS

Alerjik rinit, kronik rinosinüzitin en önemli tetikleyicilerinden biridir; astımlı hastaların %78’inde rinit, kronik rinit tanılı hastaların %8’inde ise astım birlikte görülmektedir (EPOS 2020).

Rinosinüzit Komplikasyonları Nelerdir?

Rinosinüzit komplikasyonları 2 ana kategoride incelenir: orbital komplikasyonlar (etmoid sinüsün gözle komşuluğundan kaynaklanır) ve intrakraniyal komplikasyonlar. Komplikasyonlar tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi gören vakalarda görülür; özellikle çocuklarda ve bağışıklığı baskılanmış bireylerde daha sık ortaya çıkar.

Orbital komplikasyonlar (Chandler sınıflaması):

  • Orbital selülit: Evre I — Preseptal ödem: göz kapağında şişlik ve kızarıklık; göz hareketleri korunmuş
  • Orbital apse: Evre II-III — Orbital selülit / subperiostal apse: protopsis başlar, göz hareketleri kısıtlanır
  • İleri orbital tutulum: Evre IV — Orbital apse: tam proptozis, göz hareket kaybı, görme keskinliği düşer
  • Kavernöz sinüs trombozu: Kavernöz sinüs trombozu: bilateral proptozis, yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ile seyreden nadir ve hayatı tehdit eden komplikasyon

İntrakraniyal komplikasyonlar:

  • Menenjit: sinüs enfeksiyonunun beyin zarına yayılması; boyun sertliği, ışık hassasiyeti ve yüksek ateş ile kendini gösterir
  • Epidural/subdural ampiyem: kafa içi apse oluşumu; nörolojik belirtiler eşlik eder
  • Frontal osteomiyelit (Pott’un kabarık tümörü): frontal sinüs ön duvarında kemik nekrozu ve alın bölgesinde fluktuasyon gösteren şişlik

Acil başvuru gerektiren belirtiler: görme değişikliği veya çift görme, göz küresinin dışarı doğru itilmesi (proptozis), bilinç değişikliği, boyun sertliği, yüksek ateş (>39°C) ve yüzde ani şişlik. Bu belirtilerin herhangi biri varlığında vakit kaybedilmeksizin acil servise başvurulmalıdır.

Çocuklarda Rinosinüzit

Çocuklarda rinosinüzit, üst solunum yolu enfeksiyonlarının erişkinlere göre daha yüksek oranda (%5-10) bakteriyel rinosinüzite dönüşmesi ve klinik belirtilerin erişkinlerden farklılık göstermesi nedeniyle ayrı bir yaklaşım gerektirir. Karadeniz Teknik Üniversitesi KBB bölümü araştırmacılarının akut rinosinüzit derleme çalışmasına göre çocuklarda klinik tablo erişkinlerden daha silik seyretmektedir.

Çocuklarda rinosinüzitin 4 temel klinik özelliği:

  • Belirti profili: Yüz ağrısı ve baş ağrısı daha az tipiktir; ateş, iştahsızlık ve huzursuzluk ön plandadır
  • Tipik başvuru: Persistan burun akıntısı (>10 gün) ve gece öksürüğü en sık başvuru semptomu çiftini oluşturur
  • Anatomik risk: Adenoid hipertrofisi, sinüs drenajını engelleyen ve çocuklarda rinosinüzit için önemli bir anatomik risk faktörünü oluşturan yapıdır
  • Dönüşüm riski: Bakteriyel rinosinüzite dönüşüm oranı erişkinlerde %2 iken çocuklarda %5-10 arasında seyretmektedir

Çocuklarda rinosinüzit tanısı, erişkinlerle aynı klinik kriterler temelinde konulur; ancak ateş varlığı tanı sürecinde daha belirleyici bir bulgudur. Adenoid büyümesi şüphesinde nazal endoskopi veya görüntüleme gerekebilir.

Rinosinüzit: Temel Bulgular

Rinosinüzit, paranazal sinüsler ile nazal kavite mukozasının eş zamanlı iltihaplanmasını tanımlayan ve EPOS 2020 kılavuzunun uluslararası standart olarak benimsediği klinik terimdir. Sinüzit terimi, rinosinüzitin halk dilindeki karşılığı olsa da klinik pratikte rinosinüzit daha doğru ve kapsamlı bir tanım sunar. Akut viral rinosinüzit vakalarının %80’i antibiyotiksiz, semptomatik destekle iyileşir; Nasodren bitkisel nazal formülasyonu bu süreçte sinüs drenajını artırarak semptom yönetimine destek sağlar. Kronik rinosinüzit ise 12 haftayı aşan belirti süresi, endoskopik/BT bulgusu ve altta yatan yapısal veya alerjik nedeniyle uzman değerlendirmesi gerektiren bir tablodur. Rinosinüzit belirtileri devam ediyorsa bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmanız önerilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir